7 Nisan 2007 Cumartesi

Kings Of Convenience / Know How

Şimdi böyle Ortaköy taraflarında bir evdesiniz, eski bir bina… Pencerelerin pervazları ahşaptan, dar duvar boyu… 

Akşam üzeri bu şarkıyı dinliyorsunuz evde yalnızsınız, elinizde bir kadeh kırmızı şarap ve üzerinizde tiril tiril uzun bir etek, üzerinde askılı badiniz... Esintili bu bahar akşamında almışınız üzerinize şalınızı, pencerenin kenarına yerleştirdiğiniz kırmızı berjer koltuğa oturup şehir manzarasını izliyorsunuz efenim…
Günlerden cuma...
Dışarıda birileri bi yerlere yetişmeye çalışıyor, biliyorsunuz, trafik keşmekeş… 
Duymasanız da biliyorsunuz ki korna sesleri yankılanmakta.. 
Gülüyorsunuz içinizden ’ Koşturun siz koşturun daha !!! Hıh! :) ’ die…

The Thinkerbell

11 Kasım 2006 Cumartesi

Bu Sene Günü Gününe Çalışacağım

Denilip, bi sürrü filozofun kitabına şırınk die bi sürrü para sayılır Asa Kitabevi’nde… Kitaplar pek güzeldirler ancak halihazırda geçen yıllarda ele geçirilmiş raflar dolusu metin de bööle sizi beklemektedir… Kararsız kalınır… Kant’ı halletmeden de şimdi Husserl’e başlamayayım, zaten ona başlamak için Brentano’ya bi bakmak lasımlarla geçirilen ilk bi kaç günün ardından arkadaşlarla özlem gidermeler başlar, bu özlem gidermeler bir türlü sonlanmaz, birlikteliğe fena alışılır, ayrılınamaz olunur.. Eee bu kitaplar birlikte okunur okunmasına da,ancak yalnızkene anlaşılır… Vizeler yaklaşır… Kişi kendini kötü hisseder… Kendine ve felsefe tarihine karşı… Günü gününe yapılmayanlar, iki haftaya sıkıştırılmaya çalışılır.. Eee olduğu kadar tabii…..

The Tinkerbell